YORAN İSYANI | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete
Arşiv
firma-ekle
İstatistikler
  • 107Bu haber:
  • 700395Toplam ziyaretçi:
  • 27Bugün kü ziyaretçiler:
  • 29Dünkü ziyaretçiler:
  • 0Online olan ziyatçiler:
Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

9-1-1Toplumların hafızası geleceğin şekillendirilmesi açısından çok önemlidir. 1924 yılında mübadele ile gelen Yoran halkının beldedeki geçmişi 94 yıldır. Yoran tamamen boşalmış bir şehir olduğu için bölgenin geçmişiyle ilgili bilgi aktarımı son derece sınırlı kalmıştır.

Kurtuluş Savaşı’ndan önce Yoran nüfusunun tamamı Rumlardan oluşmakta, İslam Yoran denilen bölgede yarı göçebe birkaç Türk aile bulunmaktaydı. Sevr anlaşması uyarınca Osmanlı ordusu dağıtılınca, Ege bölgesinin tamamında olduğu gibi Yoran civarında da Rumlar taşkınlıklar çıkarmaya başladı. İzmir henüz işgal edilmeden Yunan ordusunun geldiği izlenimi yaratarak Türk ahali üzerine korku yaydılar.

6 Ocak 1919 günü Söke’nin Boşnak Köyü’nden Yanyalı Cemal oğlu Şeref bir Rum çetesi tarafından öldürüldü. 15 Ocak 1919 günü 174. Alay 1. Tabur 2. Bölükten Akköy Bölük Kumandanı Mülâzım-ı evvel (Üsteğmen), Sıtkı Efendi öldürülmüş ve cesedi 4 gün sonra denizde bulundu. 6 Şubat 1919 da Söke’nin Kaleler Köyü civarında Boşnak Köyü halkından Boşnak İsmail ve kız kardeşi Rumlar tarafından öldürüldü. Şubat ayı içinde Söke’nin Kemer Çiftliği mevkiinde kahvecilik yapan bir Rum ile beraber yaşadığı anlaşılan bir kadın meçhul şahıslar tarafından öldürüldü. 

Sisam Adası’yla civar adalardan Söke sahillerine çıkan Yunan çetecileri ile Akköy ve Yoran Rumları köylerde bulunan memur ve jandarmaları kovarak Türk köylerine saldırmaya, halkı katletmeye, mal ve hayvanlarını da gasbederek civar adalara sevk etmeye başladılar. Akköy Nahiyesi’ne bağlı bazı köylerde jandarma ve askerlere saldırılarda bulunulmuş, bunlardan bir kısmı şehit oldu ve yaralandı.

19 Şubat 1919 tarihinde Yoran’daki Rumlar isyan başlattı. Yoran’da bu dönemde yaşayan tek Türk aile Kovala limanında gümrük memurluğu yapan Abdülkadir Bey ile eşiydi. Rumlar Karakolu basarak buradaki silah ve cephaneye el koydular. İsyan sırasında iki jandarma eri pusuya düşürülerek şehir edildi, diğerleri ise Söke’ye kaçarak canını kurtarabildi. Gümrük memuru ve eşini Yoran köy meydanına getiren Rumlar, çırılçıplak soyup teşhir ederek akla gelmedik işkenceler yaptılar.

Rum çeteciler Söke ve köylerinde Sökeli Mehmet Ağa’yı, Özyaşı Köyü’nden Osman Efendi’yi ve Arnavut Hasan Çavuş’u kaçırdılar. Sökeli Mehmet Ağa’nın oğlu Ahmet, 500 altın karşılığı babasını kurtarmaya giderken Hacı Sokrat oğlu Dimitri tarafından pusuya düşürülerek öldürülerek fidye için götürdüğü parası alındı. Ahmet Efendi’nin cesedini almaya giden jandarma müfrezesine Güllübahçe Köyü’nde Rumlar tarafından ateş açıldı, çarpışma sırasında Ramazan adlı bir jandarma eri yaralandı.

Akköy, Doğanbey (Domatça), Güllübahçe (Gelebeç), Güzelçamlı (Çanlı) gibi köylere yayılan isyan üzerine Aydın’daki 57. Tümen ile İzmir’deki 56. Tümen’den bir birlik bölgeye sevk edildi. Ancak kıyı koruma ve depo kıtası olarak kullanılan bu birlikler savaşma kabiliyetinden yoksundu. Buna rağmen Sökeli Cafer Efe’nin de katkılarıyla isyan birkaç günde bastırıldı.

Büyük taarruzun yıldönümünde halkımızın gözünden bu önemli tarihi olayı kaçırabilmek için büyük cambazlıklar yapıldı. Sanki büyük taarruz olmasaydı, fetih yıldönümü kutlanabilecek bir vatan kalacakmış gibi Malazgirt zaferi yaygarası yapıldı. Büyük taarruzun ardından 96 yıl önce bugünlerde bölgemizdeki şehirler Yunan işgalinden kurtulmaya başladı. 9 Eylül 1922’de İzmir kurtuluşuyla Kurtuluş Savaşı tamamlandı.

Komşumuz Rumlar ile elbette barış içinde yaşayacağız. Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” ilkesine sarılmaya devam edeceğiz. Ancak bunu yaparken geçmişimizi de iyi bilmemiz çocuklarımıza da öğretmemiz gerekir. Barışın ne kadar değerli olduğu yaşananlardan ders alınırsa anlaşılır. Didim’de resmi makamlar ve vatandaşımız 15 Temmuz şehitleri için düzenledikleri abartılı tören ve gösterileri görünce, inanın Didim’in unutulan veya unutturulan yakın tarihine insan üzülüyor.

2008 yılında Didim Özgür Ses’te, Aydınlı araştırmacı yazar Sabahattin Burhan’dan aldığım bilgileri aktaran bir yazım yer almıştı. O dönemde Didim’de İngilizlere ev satma furyası vardı. Yoran’da bulunan birkaç Türk’e ait mezarın bulunduğu araziye de villa yapılarak İngilizlere satılmıştı. Sabahattin Burhan’a göre bu mezarların Yoran isyanı şehitlerine ait olma ihtimali yüksek bulunuyor. Ancak mezarlardaki kemikler çuvallarla şehir mezarlığına taşınırken, mezar taşlarının akıbeti bile belli değil. Hafızasını kaybeden toplumun savunabileceği hiçbir kutsal yoktur, olamaz. Hadi bakalım yeni Osmanlıcılar, 15 Temmuz şehitlerine gösterdiğiniz hassasiyetin yüzde birini bu konuya gösterip açıklığa kavuşturun, göreyim sizi.

Not: Dr. Mustafa Turan ve Doğan Akın’ın akademik çalışmalarından yararlanılmıştır.

HÜSEYİN ÖZALP – husozalp@gmail.com

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59
Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY