Makedonya’da bir hafta-1 BUTİK BİR ÜLKE | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete
Arşiv
firma-ekle
İstatistikler
  • 32Bu haber:
  • 705041Toplam ziyaretçi:
  • 49Bugün kü ziyaretçiler:
  • 41Dünkü ziyaretçiler:
  • 0Online olan ziyatçiler:
Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

1-5Şimdilik Macarstan’ın başkenti Budapeşte’de yaşayan küçük oğlumuz Dr. Işık’ın daveti üzerne önceki yıl Macaristan’a, geçen yıl Sırbistan’a ailecek birer haftalık bir gezi yapmıştık. Bu yıl Balkan ülkelerinden hangisini görmek istediğimizi sordu ve orada bize kılavuzluk yapacağını söyledi. Oraları tanıyor sayılır, üstelik İngilizce ve Macarca’dan başka Sırpça da biliyor. Makedonya’yı tercih ettik.

28 Temmuz cumartesi günü, bir aylık bir tatil için dört gün önce geldiğmiz Ayvalık Bizim Köy Tatil Sitesi’nden kalktık. Edremit Havaalanından İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına, oradan da Makedonya’nın başkenti Üsküp’e uçtuk. Pamuk ve kar yığınlarıını andıran bulutların üstünden ve yanından geçmek çok zevkliydi. Fotoğraf çekmek isterdim, ne yazık ki uçakta telefonlar kapalı oluyor

İstanbul ile Üsküp arası bir saat on dakika çekiyor. Ülkelerimiz arasında da bir saat farkı var. Şimdiki gençler dijital âlemde çok marifetli. Ellerindeki akıllı bir telefonla oturdukları yerden her şeyi kolayca hallediyorlar. Oteller, bunların fiyatları, ülkelerin hatta kentlerin haritaları sokaklarına varıncaya kadar ellerinin altında. Işık’ın bizim için hazırladığı programa göre, bir gün ve gece Üsküp’te, iki gece Ohri’dde, bir gece Manastır’da kalıp farklı bir yoldan Üsküp’e dönecek burada iki gece daha kalacaktık. Böylece Balkanların ortasında ve denizle hiç bir kıyısı olayan Makedonya’nın ana yollarını izleyerek, doğası hakkında görüş edinecek, gecelediğimiz kentlerin ana meydanlarını ve caddeleriini adımlayacak, restoranlarında yemeklerini yiyecektik.

“BİZ FAKİR BİR ÜLKEYİZ”

Sırbistan, Kosova, Arnnavutluk, Yunanistan ve Bulgaristan’la çevrelenmiş Makedonya, Yugoslavya’nın dağılmasından sonra 1991’de yeniden bağımsızlığına kavuşmuş bir ülke. Biz Türkler, bu dağılmayı iyi karşılamadık. Galiba başlıca korkumuz bu ayrılmaların Türkiye’nin bir gün Yugoslavya gibi dağılmasına modellik edeceği idi. İki ülkenin şartları ve tarihi kuşkusuz çok farklı ama ben milletler nasıl isterlerse öyle yaşamaya hakları olduğunu düşünüyorum. İster federasyon kurarlar, isterlerse bağımsızlığı tercih ederler. Onların bileceği şey.

Biz yaklaşık 780 bin kilomettrekare yüzülçömüne ve 81 milyon nüfusa sahip bir ülkede yaşadığımız için ölçülerimiz buna göre biçimlenmiş. Buna göre Makedonya hem yüzölçüsü hem nüfus bakımından minyattür bir ülke gibi. Düşünebiliyor musunuz kapladığı alan Türkiye’nin kırkta biri (25.713 kilometrekare), nüfusu ise Türkiye’nin otuzda biri kadar (2.100.000). Topraklarımızın zekâtını vermemiz gerekseydi, bu Makedonya kadar bir yer tutardı. İç Anadolu bölgesinde iki veya haydi haydi üç ili birleştiriniz Makedonya kadar oluyor.

 

 

 

Havaalanından Yugoslavların Skopje dedikleri Üsküp kenti arası 25 km. Otobüsün hareketine bir saat olduğu için taksiyle gitmeyi tarcih ediyoruz. Fiyat 800 Yugoslav Denarı. Yogoslavya’nın milli parası Denar. Her yerde Yuro da geçiyor. Bir Türk Lirasına döviz bürolarında 11 Denar, diğer yerlerde 10 Denar veriyorlar. Dolayısıyla taksiye yaklaşık 80 Türk lirası ödemiş oluyoruz.

Günler önceden Arnavutlarınn işlettiği, bizim için tutulmuş gösterişsiz bir otelin dört kişilik odasına yerleşiyoruz. Burası Üsküp’ün daha çok Müslüman Arnavutların ve Türklerin yaşadığı Eski Çarşı’da. Bit Pazarı’nın yakınında. Tuvaletine teharet musluğu bu nedenle konulmuş olmalı… Vardar Irmağı, Üsküp’ü ikiye bölmüş. Bu tarafında Müslümanlar, öte tarafında Makedonlar, baka bir ifadeyle Hıristiyanlar yaşıyor.

Otele yerleştikten sonra yürüyerek zaten yakın olan kent merkezine yürüyoruz. 500.000 nüfusluk kentin kalbi burada atıyor. Eski Çarşı dışında yapılar bazı Avrupa kentlerinde olduğu gibi çok eski değil. 1963 yılındaki büyük depremde yıkılanların yerine sosyalist dönemin yapı tarzı olan toplu konutlar yapılmış. Irmağın hemen yanından geceleri ışıklandırılan çepeçevre kale duvarları yükseliyor. Vardar nehri üzerinde bir çok araç ve yaya köprüsü var. Bunların en ünlüsü Taş Köprü bir Osmanlı eseri.

Eski Çarşı, bir veya iki katlı, küçük yapılardan oluşmuş işyerleriyle dolu. Bir çok sokaklara ayrılıyor. Hatıra eşya satanlar olduğu gibi, el sanatlarının yapıldığı dükkanlar, yiyecek içecek yerleri de var. Bit Pazarı denen bölüm ise biraz daha arkaik. Üstü kapalı bu pazarda meyve ve sebze dahil her şay satılıyor. Kabak, şeftali, patates, domates, üzüm, elma, biber fiyatlarına baktım, etiketlerinde 20-40 arası fiyatlar yazılı. Denar olarak. (Türk Lirasına vurunca 2-4 Lira arasında.)

Maakedonya, Türkiye’ye göre ucuz mu pahalı mı anlayamadım. Pahalı olarak gördüklerim için Işık, bunun Türk Lirasının Yuro karşısınnda değer kaybetmiş olmasından kaynaklandığını söylüyor. Taksilerinin bazısında taksimetre var, bir kısmında yok. 4 Lira’ya gittiğmiz yerler de oldu, 70-80 lira verdiğimiz mesafeler de. Bir lokantada üzerimizde oluşan bir yemek lekesini silmek için kolonyalı mendil istediğimizde garsondan önce yan masadan biri dedi ki “Biz yoksul bir ülkeyiz. Bunu parasız veremeyiz!” Bu lokantada yediğimiz dört kişilik yemek bira dahil 950 Denar tuttu. (Kişi başı 24 TL’ye geliyor.) Burada garsona yüzde 10 bahşiş de veriliyor.

Ülkede dilenci görmek insanı üzüyor. Gerçi hemen her ülkede dilenciye rastlamak mümkün. Onlardan Küba’da, Çin’de, ABD’de, İngiltere’de, Türkiye’de de var.

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59
Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY