Kaya Çetin | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete

Arşiv

firma-ekle

İstatistikler

  • 695168Toplam ziyaretçi:
  • 6Bugün kü ziyaretçiler:
  • 22Dünkü ziyaretçiler:
  • 0Online olan ziyatçiler:

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Kaya Çetin

2-270’li yıllarda TÖB-DER’in yayınladığı  “Meksikalı Devrimci” öyküsünü, özetlemek isterim. (Yazık ki orijinalini bulamadım)

Olay Meksika’da işbirlikçi faşist yönetime karşı illegal koşullarda mücadele veren örgütlerden birinde geçiyor. Bir gün, “örgütü desteklediğini ve çalışmalara katılmak istediğini” söyleyen birisi kapıyı çalar. Gizlilik koşullarında çalışan örgüt ilgilileri “yanlış adrese geldiğini” söyleyerek adamı savarlar. Bir süre sonra kapıyı yeniden çalan adam aynı yanıtı alır. Bu arada örgüt davetsiz konuk hakkında araştırma yapmış ve olumsuz bir bulguya rastlamamıştır. Üçüncü gelişinde örgüte kabul edilen yeni üyeye, nasıl bir katkıda bulunabileceği sorulur. Herhangi bir becerisi olmadığı anlaşılınca da kendisiyle “ortalığa çeki düzen vermesi, getir- götür işlerine yardımcı olması” konusunda anlaşmaya varılır. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2-2Seçimlerle ilgili içe dönük tartışmaları noktalayan CHP, PM’ni toplayarak daha etkili bir çalışma için alınması gereken önlemleri tartıştı.

Henüz doğrulanmayan haberlere göre, tabanda ittifaklar sağlanarak diğer partilerin seçmeninden de destek aranacak. CHP çatısı altında görev almak isteyen herkese kapıların açık olacağını söyleyen CHP yönetenleri, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır”, ilkesinden hareketle seçim kazanmanın temel hedef olarak saptandığı ve kazanmak için gerekirse Altıok’tan bile ödün verilebileceği üzerinde anlaşmaya varıldığını söylediler.

Halkın benimsediği bir adaya CHP örgütünün de itiraz etmeyip tıpış tıpış oy vereceği anlayışından yola çıkılarak kendi bölgelerinde sevilen sivil toplum önderlerine de teklif götürüleceği alınan bilgiler arasında.

Yeni konsept ile bir taraftan CHP tabanı dışından da oy akışı sağlanırken bir taraftan da “dinsiz CHP” imajının silinmesi bekleniyor. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2-2Yok üretim artmalıymış, yok katma değeri yüksek ihracat yapılmalıymış… Bunları geçelim bir kalem. Bakın dolar yılbaşından bu yana % 60 değerlendi. Tamam, değerlendi de itibarı arttı mı acaba, ona bakmak lazım. Yurdum insanı baktı ki ekonomi kötüye gidiyor, elindeki 5 doları bozdurmak için döviz gişelerinde kuyruğa girdi, düğün dernek demedi, ayağının altına alıp çiğnedi doları, aldı eline kasap bıçağını, kıyım kıyım kıydı da köpeklere yal etti, ateşe verip yaktı. Yetmedi, cemaati toplayıp duaya çıktı, dolar duasına. Ne oldu sonuç; dolar tepetaklak. Adeta yerlerde sürünüyor dolar, yerlerde.

Diyeceğim şu ki; istediği gibi at oynatamaz bu memlekette dolar. Kaldı ki şunu da biliyoruz (az buçuk mürekkep yaladık). Hazine dolu elhamdülillah, baktın ahalinin fedakarlığı yetmedi, basacaksın doları piyasaya. 10 milyar, bi 10 milyar daha, olmadı bi 10 milyar daha, soluğunu düğümleyeceksin, görsün nenesinin örekesini. Doların hakkından nasıl geleceğimizi de sizden öğrenecek değiliz. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2-2Malkoçoğlu’nun, Rambo’yu pataklamasından sonra (1671) kefereye bir kez daha haddini bildirdik, Trump’ı dize getirdik. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Kalın karşısında soğuk terler dökerken, kaçacak delik arayan ABD’li yetkililer; “Aşk olsun valla, biz Türkleri böyle bilmiyorduk” diyerek teslim bayrağını çektiler.

Ankara’daki istikşafi görüşmelerden yıldıklarını söyleyen Bayan Sanders, “Papazı bırakın diye bir kez ağzımızdan çıktı; şimdi de tükürdüğümüzü yalayamıyoruz”, dedi. Başkan Trump’ın, attığı tweetten dolayı itten pişman olduğunu söyleyen Sanders, Brunson’u kastederek “B.kunda boncuk mu var yaa, bu herif yüzünden stratejik ortağımızı kaybediyoruz. Dolarımızı yaktılar, iphone’umuzu kırdılar; İncirlik deyip de bi salavat getirmeye başlasalar var ya, Amerika batacak haberiniz olsun. Siz Türkleri Kızılderili mi sandınız yaa”, diye konuştu.

Bu arada yakın medya çevrelerinden edindiğimiz bilgilere göre: HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Parti içi muhalefetin kurultay için topladığı imzaları yeterli bulmayan Kılıçdaroğlu, bir açıklama yaparak şunları söyledi:

“Tamam, inkâr etmiyorum yenildim. Yenilmesine yenildim ama bir sorun bakalım, bir tat alabildim mi? Koltuk altımdan kaymamış, cavcav edeni kapının önüne koyuyorum, yediğim önümde yemediğim arkamda; şimdi yenilgi mi oluyor bu? Aslında “içimde ukde kaldı” desem yalan değil, ben de herkes gibi yenilme hakkımı doğru düzgün kullanmak istiyorum. Sırtımı yere öyle bir getirsinler ki, bamburuklarım sökülsün, gören “aşgolsun” desin. Onun için dokuzda bırakmak istemiyorum “on olsun, son olsun” diyorum; on son” dedi. Sözlerine: HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)İhtiyaçların sınır tanımayışına karşın kaynakların sınırlı oluşu, ekonominin temel sorunu olarak tanımlanıyor. Buna bir itirazınız yoksa insanın başat sorunu da üretim ile bölüşüm ve bu ikisinin ürettiği mülkiyet olmalı. Toplumsal yapının, kaynakların bölüşülmesi temelinde şekillenmesi bununla ilgilidir.

Kaynaklar adil bölüşülüyorsa, üretenler kaynaklardan insanca yaşayacak kadar (artı değerden söz etmiyorum) pay alabiliyorlarsa demokratik bir yapıdan söz edilebilir.

Demokratik toplumlar, koydukları kurallar sayesinde, bu temel çelişkiye karşın barış içinde bir arada yaşamayı başarabiliyorlar. Kuralı halk koyuyor, yetmezlik durumunda değiştiriyor; dahası kurala uymayan için de caydırıcı yaptırımlar öngörülüyor. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)CHP milletvekili Nezir Nasıroğlu, “Sol geçmişim yok, zaten CHP’ye değil, AKP’ye daha yakındım”  diyerek partisinden istifa edip AKP’ye geçmişti. O dönem CHP’den istifa eden 24 milletvekili arasında Kemal Derviş de vardı. Yanlış seçimler yüzünden AKP’ye armağan edilen belediyeler de belleklerdedir. Şimdi CHP yeni bir kurultaya hazırlanıyor. İyi de, kurultayda ne üretilecek?

Parti programı masaya yatırılıp üretim ve paylaşım sorunlarına çare mi aranacak?

Cumhuriyetin nasıl kurtarılacağı ve nasıl yapılandırılacağı mı tartışılacak?

Toplumun dinselleştirilmesi karşısında hangi önlemlerin alınacağı mı incelenecek?

Eğitim çağındaki çocuklarımızın, yobazların elinden nasıl kurtarılacağı mı konuşulacak?

Etnik, dinsel ve cinsel ayırımcılıkla yaratılan ayrıştırma ve ötekileştirmeye karşı alınması gereken önlemler mi gündeme alınacak?

Tarımıyla, hayvancılığıyla, endüstrisiyle… çökertilen ekonominin nasıl düzlüğe çıkarılacağı mı araştırılacak?

CHP, üyelik temelinde yeniden yapılandırılıp, tabandaki üyenin istencini yukarıya taşımaya olanak verecek kanallar mı açılacak?

Milletvekilleriyle yerel yöneticileri milletin; parti yönetenlerini de parti üyelerinin seçmelerine  ve  seçtiklerini denetleyip ve değiştirebilmelerine olanak mı sağlanacak?..

Partinin kökleriyle çağımızın değerleri mi buluşturulacak? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Kat Mülkiyeti Kanununun, sitemizdeki sorunlarla ilgili maddelerini birlikte okuyalım:
Madde 2-Anagayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalıp, korunma ve ortaklaşa kullanma veya faydalanmaya yarayan yerlerine “Ortak yerler” denir. Ortak alanlar, ortaklar tarafından bölünemez ve ferdi olarak kullanılamaz. Hiçbir malik, ortak alandan arsa payı oranında yer tahsisi isteyemez. Ortak alanlar amacı dışında da kullanılamaz.

Madde 18- Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim plânı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.
Madde 19- Kat malikleri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler… yaptıramazlar.
Madde 42- Kat malikleri, anagayrimenkulün ortak yerlerinde kendi başlarına bir değişiklik yapamazlar; ortak yerlerin düzgün veya bunları kullanmanın daha rahat ve kolay bir hale konulmasına veya bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarayacak bütün yenilik ve ilaveler, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Bilim insanları, ana-babaları uyarıyor:

“Çocuğunuza, tehlike kavramını anlatın, size güvenmeyi ve sizinle paylaşmayı öğretin, mahrem alanlarını öğrettikten sonra korunmak için yapabileceklerini de belli aralıklarla hatırlatın. Bilinçli bir çığlık, bilinçsiz bir anne babadan daha koruyucudur…”

Çocuklarımıza bunları öğretmek ailenin görevidir, tamam da; sorunun kaynağına neden inmiyoruz.

Okuduğum gazetenin bugünkü manşeti, “Türkiye Leyla ve Eylül’ün yasını tutarken Hatay ve Bitlis’te kaybolan Ufuk ile Yusuf’tan da acı haber geldi”.

Son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 250 bin. 2017’de 387 çocuk cinsel istismara uğramış, 409 kadın da cinayete kurban gitmiş.

Bu veriler uyarıcı değilse bizi başka ne uyandırabilir?  HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Muharrem İnce bir Cumhuriyet öğretmeni. Gizli bir ajandası yok, sabıkası yok, diploması var, dobra dobra konuşuyor; Cumhuriyet’e tebelleş olan yarasalara hak ettikleri dersi verme konusunda umut veriyor.

Yola düştü, yürüyor ve yürüdükçe arkasındaki kitle büyüyor.

Muharrem öğretmenin arkasındakileri bir siyasal partiyle tanımlamak haksızlık olur. Zaten umut olması da geniş ölçüde parti yönetenlerinden bağımsızlaşarak partisinin kökleriyle buluşabilmesiyle ilgilidir.

Yitik umutlarıyla karşılaşıp Muammer İnce’nin peşine düşenler; yargının ulaşabildiği alanların gün be gün daralmasından ve 16 yıldır süregelen hukuksuzluktan perişan olanlardır. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Senaryolardan birisi şöyle:

Muammer ince seçiliyor. Para yok, uçan kuşa borçluyuz, kredi muslukları da kapalı olduğu için ekonomiyi değil iyileştirmek; ayakta tutmak bile olanaksız. Eğitim ve sağlık çökertilmiş, öyle “demokratik olsun, yasa yapayım, tüzük çıkarayım…” diye girişirsen işi daha da zorlaştırırsın. Daha adil bir paylaşım için tuzu kuruların kapısını çalsan metelik koparamazsın. TÜSİAD’ın Ecevit’i hedef alan tam sayfa ilanlarını anımsayalım. Memleketi bu hale getirenler de boş durmayacaktır:

-İşte bunlar böyledir. Ben size söylemiştim, bu Cehape’nin kökü bereketsiz, bunların önüne iki keçi koysan birisini kaybederler… diye bangır bangır bağıracaklar.

Başa çıkabilecek misiniz? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Aydınlanma aynı zamanda insanlaşmanın da tarihidir. Aydınlanma savaşımı veren toplumlarda üretim güçlerinin gelişmesine koşut olarak üretim ilişkileri de geliştiriliyor. İlkelliğin yerini etik ve estetik değerlerin alması, insanın insanlaşması ve emeğin değerlenmesi; aydınlanmanın yaşam değerlerimize yansımasıdır.

Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte başlayan aydınlanma devinimi, çağdaş bir toplum yaratmaya yönelmiş ancak ne yazık ki Yüce Atatürk’ün kısa yaşamıyla sınırlı kalmıştır. Atatürk’ü yitirdikten 80 yıl sonra geldiğimiz nokta eskinin, yerini yeniye, iyiye ve doğruya bırakmaya niyetli olmadığını gösteriyor. Eski, direnebildiğince direnecektir ama bilim, er ya da geç, akarsuyun mecrasını bulacağını söylüyor. Özdeyişlerimizde bile yerini almış, “Kara gün kararıp kalmaz”. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY